YOLLARIN DİLİ VAR

Kimileri alıyor sırtına çantasını,  birkaç salaş kıyafet bir tane de otantik şapka, baş parmağı havada ve bir yolun kenarında.. Nereye gidiyor? Ona sorarsan dünya turuna, kimisi yeni yerlere belki diğerinin bir rotası bile yok.. Rotayı belirleyip mi çıkmalı yola, yoksa kendini bırakmalı mı rüzgara… Bazen yol seni nereye götürürse oraya.. Hangisi daha heyecanlı olurdu kim bilir.. Herkes bir heyecan peşinde mi gider bilinmez. Ancak yola çıkan her kişinin pekte üşengeç insanlar olmadıklarını düşünürüm.

Bizler bu dünyadaki birçok yeri keşfetmiş olduğumuzu düşünürüz.  Ancak keşfettiklerimizden daha da fazla keşfedilmemiş yerler olduğunu bilmeliyiz. Ömrümüzün bu dünyanın keşfi için yeterli olacağını hiç sanmıyorum. Dünya turu yapıyoruz diyenler 51. Bölgeye yaklaştı mı acaba? Dünya turu bilindik birkaç yere gidip, sembolleri olan yerlerin önünde fotoğraf çekmekle olmaz.

Bir yer düşünün ki hiçbir canlı ayak basmamış. Hele insan eli hiç değmemiş.. Doğanın olabildiği kadar bakir olduğunu düşünün. Oraya ilk sizin ayak bastığınızı düşleyin. Elbette herkesin bu manzara karşısında hissettikleri farklı olsa da kimse bu büyüleyici andan etkilenmeden yapamaz. Bakir topraklar, bakir deniz ve bakir hava. Bu bir çok kişiyi heyecanlandırır..

Kayıp dünya Rorarima Dağından Gökkuşağı Dağına, Atlantis’ten Doong Son Mağarasına, sadece dört kez ziyaret edilen Mariana Çukurundan Palawan Adasına kadar dünyanın az ziyaret edilmiş bölgelerine gidebilmemiz mümkün müdür kim bilir..

Çin’deki Kırmızı Sahile, Avustralya’daki Pembe Göle, Rusya’daki Turkuaz Buzlarına, Japonya’daki yemyeşil Bambo ormanına, İrlanda’daki Kristal Buz Mağarasına kim varmak istemez. Peki Türkiye’de olan bizler, kaç defa beyazlar içindeki Pamukkale Traventerlerini keşfe çıktık ki? Dünya turuna çıkanlar dünyanın bu renklerini de tanımalıdır.. Hatta o renklerin havasını solumalıdır..

Peki kim çılgınlık edip -93,2 santigrat derece olarak ölçülen Antartika’nın merkezine yolculuk etmeyi göze alabilir? Peki ya sıcaklığı 70 santigrat dereceki dünyanın en sıcak bölgesi Lut Çölüne..

Madem doların gittikçe yükseldiği böylesi bir dönemde adım dahi atamıyoruz.. Öyleyse Türkiye’de yola çıkmaya karar veren arkadaşlara  birkaç öneri yapalım..

Artvin’de Sahara Yaylası, İzmir’de Efes Antik Kent, Adıyaman’da Nemrut, Bolu’da Gölcük ve Yedigöller,  Rize’de Ayder Yaylası, Antalya’da Aspendos , Damlataş, Karain Mağaraları, Saklıkent  ve Düden Şelalesi, Nevşehir’de  Kapadokya, Erzurum’da  Tortum Şelalesi,  Muğla’da Ölüdeniz, Trabzon’da Sümela Manastırı ve Tunceli’de Munzur suyuna mutlaka yolunuz düşmeli..

Gezgin olmaya bir çok güzellikleri içinde barındıran ülkemizden başlarsanız bir daha başladığınız yere geri dönemezsiniz.. Yolların dili var.. Ve her gezginin bir şarkısı.. Hadi bakalım kendi melodinizin peşine düşme vakti 🙂

 

Bir Cevap Yazın