YAZMAK ÜZERİNE

 

Sait Faik ne güzel söyler “yazmasam çıldıracaktım!”

Okumak kadar büyük bir ihtiyaç yazmak. İnsan içini dökmek ister, ben herkesi anladım da, kimseler anlamadı beni şu hayatta diyenlere en güzel çaredir yazmak. İnsanın kendini, içini, zihnini, anısını boşaltma ihtiyacından ortaya çıkan bir güdü belki de. Birikip taşmak özetle.

Yazanın en büyük sırdaşı, en yakın arkadaşıdır defterleri. Belki küçük yaşlarda güncelerle başlamıştır bu. Yazarak, anlatarak hafiflemeyi keşfetmiştir insan.

Bir yerde okumuştum diyordu ki; çoğu yazarın aynasıdır günlükleri. Virginia Woolf’tan, Buket Uzuner’e, Tomris Uyar’dan, Sylvia Plath’a kadar örnek var önümüzde. Güncede farkında olmadan kendini ifade etmeyi öğreniyor, geliştiriyor insan.

Kendi hikâyesini yaratıyor günceler. Tarihi bir delil sunuyor bizlere.

Mesela Atatürk’ün Anafartalar Savaşı sırasında tuttuğu günlükler, ölümünden sekiz sene sonra Türk Tarih Kurumu tarafından basıldı. Yine Slvia Plath’ın güncesi intiharından sonra “Sırça Fanus” adıyla eski kocası tarafından kitap olarak yayımlandı.

İlgilileri için intiharından önce yaşadığı ruh hallerini, o şiirleri hangi duygularla yazdığını, nasıl bir boşluğa kapıldığını görmek için birinci elden kaynaktı. Yazmak üzerine de şöyle yazmıştı defterine;

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”

Güncenin yazmaya katkısı değil yazmayı yaratması var benim gözümde.

Yazmak bu dünyadan ben geçtim, deme şekli insanın. Herkesin söyleyecek bir şeyi vardır hayata. Ve herkes farklı yollarla yapar bunu.

Kimi şiirle yansıtır naif ruhunu, kimi öykülerinde verir en güçlü mesajını, anlayan ağırlaşır. Kimi de denemelerinde anlatır derdini, düşüncesini, kendinden parçalar koyarak bazen de derin konulara dalarak, sohbet eder sizinle.

Yaşanan olaylardan, dünyada değişen, gelişen her şeyden, insanlığımızdan, acımızdan, iç dünyamızdan, bizi rahatsız eden dur demek istediğimiz her şeye bir cevap veriş, sesleniş, direniş şeklidir yazmak. Yazarak bir şey yapabileceğine inanmak.

Son noktayı Buket Uzuner koyuyor aslında;

“ Yazınca dünyaya karşı hoşgörülü ve sabırlı olacak kadar temiz hava doluyor ruhuma. Yazınca, yaşamın bütün anlamsızlığına ve geçiciliğine bir gün daha kafa tutmuş olmaktan fanice mutlu oluyorum.”

Şifa olsun yazmak, iyi gelsin.

Bir Cevap Yazın