Yaşama İz Bırakmak

”Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde”

Bu yaşamdaki görevin yapılan yemek, temizlenen ev ve bakılan çocuk algısının karşılığı içinde.. Küçükken oyuncakların bile senin geleceğin için bir mesaj içeriyorken aslında barbie bebek büyütmen gereken bebeğinin ön provasıysa, ortamda yaramazlık yapıp çıplak dolaşman karşı cinsten daha ayıpken hele bir de o dolaştığında övgü alıyor ve daha istekle gösteriyorsa bu ilerde kendi bedenini senin bedeninin üzerinde güç kullanmaya, senin bedenin üzerinde söz sahibi olmaya itecektir. Renklerle ayrıştırılıyorsan baskın olmayan renk seninse, biraz daha büyüdüğünde etek boyuna göre ahlak seviyen ölçülüyorsa, hep birileri senin üzerinden var etmeye çalışıyorsa kendini, seni kendi egemenliğinin kendi zihniyetinin içine hapsetmek istiyorsa, en önemlisi de senin yapabileceklerine olan güvensizlik üst noktaysa.. Bu motivasyonla yaşamı ciddiye almak nasıl olur kim bilir.. Daha da güçlü olmaz mı? Geçmişten günümüze kadar hep zorluklarla karşı karşıya kalmak, etrafında potansiyel tacizcilerin, tecavüzcülerin ve ahlak bekçilerinin olması.. Sen yapamazsın, sen güçsüzsün, sen altından kalkamazsın diyenlere inat daha güçlü bir motivasyonla yaşama karşı mücadele etmek tüm kadınların içinde var olan bir güçtür. Yaşamı beyaz gömleğiyle bir laboratuvarda ciddiye alanlar, kendi potansiyelini yüzünü bile görmediği insanlar için açığa çıkaranlar.. Bilim güven demek.. Tüm güvensizliklere rağmen tarihe ismini kazımak ve yaptıkları çalışmalarla isimlerinden söz ettirecek olanlar.. Beyaz önlükleri bir gelinlikten daha çok göz kamaştırıcı olmuş kadınlarımız.. Biz kimiz diyenler? Bilimsel farkındalığı oluşturan ve bilimin birleştirici gücünü gösteren kadınlarımız.. Clara Zetkin şahsında tüm mücadele içinde olan yaşamı var etmek, nakış nakış işlemek ve anlamak adına baş eğmeyen tüm kadınlara selam olsun.. Einstein’dan  Newton’a kadar bilim insanlarını bilmeyen yok.. Toplumun tabiriyle ‘bilim adamları’nı.. Peki kadınlarımız?? Yaşamını maddenin  ve canlının psikolojisini aramaya vermiş kadınlarımız.. Bu yazıda bilime ve üretmeye öncü kadınlarımızdan bahsedeceğim.

İlk olarak bundan yaklaşık 1600 yıl önce Mısır’ın İskenderiye kentinde işlenen katliam.. Günahkar ve ahlaksız olmakla suçlanan bir kadın.. Toplumun gözü önünde öfkeli ve gerici bir güruh tarafından linç edilir.. Taşa tutulan, parçalanıp ve yakılan kadın.. Matematikçi, gök bilimci, filozof, güzelliğin ve bilgeliğin bu yeryüzünde onda vücut bulmuş hali Hypatia’dır. Sevgili Hypatia sadece üretmek ve keşfetmekle kalmayıp bu yolda bedel vermiş bir öncü kadındır. Bilimin, üretmenin kadının alanı olarak görmeyen zihniyet, kadını bilim alanında geliştirmesini de engellemiştir. Kim bilir ismini bilmediğimiz kaç Hypatia vardır.. Bilim tarihine baktığımızda kadınların sayısının az olmasının temelinde de kadının bilimden dışlanması yatıyor.

 

SAPPHO

Sappho, tarihte bilinen ilk kadın şairlerdendir. Şiirleri ne yazık ki günümüze kadar ulaşamamıştır. Ancak parçaların bir kısmından yola çıkılarak tamamlanmaya çalışılmıştır. Kaynaklara göre “lezbiyen” kelimesinin kökeninin de Sappho’ya dayandığı ve biseksüel olduğu ve kendisini kayalıklardan atarak intihar ettiği söylenir..

 

 

MARIE CURIE

Marie Curie’yi ise duymayanlar yoktur kendisini yaptığı buluşlarla ve Nobel ödülünü alan ilk kadın ve iki defa alan ilk kişi olarak bilenleriniz vardır. 1867 yılında dünyaya geldi. Kendisini öncü bir kimyager ve fizikçi olarak bilmelisiniz. Avrupa’da doktora derecesini almış ilk kadındır. Marie, 1914 yılında portatif X-ray makineleri taşıyan ‘’Petites Curies’’adlı araçlardan oluşan bir konvoy oluşturdu. Bu makineler,doktorların kırık kemikleri, ön saflardaki hastaların içindeki şarapnel ve mermi parçalarını görüntüleyebilmelerini sağladı. Marie Curie, 4 temmuz 1934 tarihinde, nadir bir kan hastalığı olan aplastik anemi sebebiyle ölmüştür. Yıllar boyunca birçok insan ölüm sebebinin radyum üzerinde çalışırken maruz kaldığı radyasyon olduğunu düşündü. Ancak sonradan yapılan radyoloji uzmanlarının yaptığı açıklamaya göre yapılan testlerde Curie’nin vücudundaki radyasyon seviyesinin az olduğu söylenmiştir..

ROSA LUXEMBURG

 

Rosa Luxemburg; 1871 yılında doğmuş felsefe, tarih, politika, ekonomi ve matematik alanında eğitim görmüştür. Kararlı ve inatçı yapısıyla mücadeleyi elden bırakmamış ve parlamento da yerini almıştır. Savaş politikalarına karşı çıkmış ancak çok geçmeden tutuklanmış. Erkek egemen zihniyetinin kendisine iktidarsal yönelişine karşı ‘bayım sen önce git tiyatro izle, sonra gel benimle tartış’ demesinin temelinde ne yatıyordu sorusunun cevabını kendi içimizde arayabiliriz. Devrim hareketi içinde yer alarak direnmiş ve bunun bedelini kendi canıyla ödemiş bir kadındır.

Safiye Ali ise ilk kadın doktorumuzdur.. 1891 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Kendisi çocuk ve kadın hastalığı alanında önemli çalışmalar içinde bulunmuştur.

 

REMZİYE HİSAR

Remziye Hisar; Kendisi ilk Türk kimyagerdir. Tüm kadınlar gibi kendini var etmek ve arzularının peşinden koşmak adına mücadeleyi elden bırakmamış ve Marie Curie ile tanışma fırsatı bulmuş ve yurt dışında da akademik çalışmalar yürütmüş bir bilim insanımızdır. 1902 yılında Üsküp’te dünyaya gelmiştir. 1991’de TUBİTAK Hizmet Ödülü almıştır..

Leyla Bedirxan; çocukluğunu Mısır’da sürgünde geçirmiş ilk dans eğitimini Viyana’da almıştır. Kadın kimliğine olan inancı ve kendine olan güveniyle dans eden bir kadın.. O dönemde Kürt kimliğini gizlemeyen ama kendi milleti tarafından görmezden gelinen bir sanatçıdır Leyla.. Ortadoğu’da ilk kadın dansçı olarak bilinir.Bale’de, birçok orkestrada yer almış,başarısını Batı’nın ve Mezopotamya’nın motiflerinden sağlayarak Kürt bale sanatçısı olarak sanat köşesinde yerini almıştır.

Hedy Lamarr; hem aktris hem mucittir.. Sinemanın ilk çıplak aktristi olmakla beraber günümüzde çok kullandığımız Wifi teknolojisinin mucididir.

FURÜĞ FERRUHZAD

 

Furüğ Ferruhzad; yaşamını oyunculuk, senaristlik, kameramanlık, dublaj, montaj ve yaratıcı film editörlüğü yaparak kazanmıştır. Yaptığı belgesellerle ödüller almıştır. İran şiirinin önde gelen kadın şairlerdendir. Sayısız kitap çıkarmış, düşünceleri ve şiirleriyle İranlı kadınları olduğu kadar, baskıcı rejimlerde yaşayan kadınları da etkilemiştir. Yazdığı eserlerden ötürü çok tepki almıştır. Kadınlar için daha iyi bir yaşam hakkının oluşması gerektiğini vurgulamış ve yaşamı ne yazık ki intiharla son bulmuştur.

 

VALENTINA TERESHKOVA

Sovyet kozmonotundan Valentina Tereshkova’dan bahsetmesek olmaz kendisi tekstil fabrikası montaj işçisi ve amatör paraşütçü.. Sovyet yönetimi tarafından kadın-uzay programına seçilen dört kadından biridir. Seçilen kadınlardan sadece Vallentina uzay görevini tamamlamıştır. Tereshkova 16 Haziran 1963’te Vosvok 6’da fırlatıldı ve uzaya gönderilen ilk kadın oldu.70,8 saatlik uçuş sırasında Vosvok 6, Dünya’nın 48 yörüngesini gerçekleştirdi. Görevini tamamlayan bu inançlı kadın Sovyetler Birliği Kahramanı ünvanıyla onurlandırılmıştır.

Ve sevgili kimyager çok değerli hocam Prof.Dr.Nurşen SARI; Malatya doğumlu ve yıllar boyunca kimya alanında hiç vazgeçmeden yetiştirdiği biz kadınlara öncülük etmiştir. Bilime olan inancıyla ”sebat ve mutluluk başarmanın iki önemli basamağıdır” demiş ve bu basamakları elleri cebinde değil de emek vererek çıkabilmenin önemini ortaya koymuştur.Yaptığı buluşla gençlere ve bilim alanına ışık olmuştur. Sayısız makaleler yayınlamış, uluslararası dergilerde hakemlik yapmıştır. İnorganik Kimya alanında önce işçi olmuş sonra ustalaşmış ve kendi gibi inançlı, idealist genç kadınlar, genç bilim işçileri yetiştirmekten vazgeçmemiştir.

 

CANAN DAĞDEVİREN

Canan Dağdeviren; 1985 yılında doğmuş inancı elden bırakmayıp karmaşık ve büyük yapılı malzemeleri kalp piline dönüştürecek kadar hassaslaştıran günümüzün Harvard Üniversitesi tarafından ‘genç akademi üyeliğine’ seçilen ilk Türktür. Fizik, elektronik, kimya, malzeme, mekanik ve tıp alanlarının kapsamına giren esnek, katlanabilir, deri üzerine yapıştırılabilir, giyilebilir elektronik aletler üzerinde çalışmaları sürüyor. Kariyerin başında üstün başarılar elde ederken birçok genç bilim kadınına örnek olan öncü bir bilim insanıdır.

Sadece bilim alanında değil sanatın her alanında,felsefenin derinliklerinde yol alıp yaşama iz bırakmıştır kadınlarımız.. Ve dünya döndükçe her topraktan, her şehirden, her bölgeden büyümeye devam ettiler.. Yaşamı örgütlediler.. Hypatia’lardan Cananlara, Rozalardan Leylalara ve Fridalaradan Azralara ismini yazmakla bitiremeyeceğimiz her kadına varana dek bu meşale elden ele devredilmeye devam ediyor ve edecektir.

”Olmaktan, doğmaktan, dönüşmekten yoksunma”dedi bir başka kadın.. Potansiyelimizi neden açığa çıkarmayalım?Bunu neden yapmayalım?

 

Bir Cevap Yazın