Volta

Nabzım atıyor. Nefes alıyorum. Bunlar yaşam belirtisiymiş. Bunlar. Yaşamak-mış. Palavra diye bağırmak istiyorum. Halim yok. Durmadan koşmak, düşmek; kendimi çamurlara bulamak istiyorum. Çocukluğum yok. Günlerden ne bilmiyorum. En son bir Salı gecesi, kesildi bileklerim. Hatıralara sarılıp ağlıyorum. Bilmem kaçıncı nöbetim. Hıçkırıklarımı duyuyor musun? Ne olursun duy, bitmiş haldeyim. Bu içtiğim şarap mı? Bu dökülen güneşin elleri mi? Bak, kimse aydınlatmıyor geceleri. Bak da gör şu evin perdelerini. Sigara dumanının dalgasında, biliyorum şimdi en güzel yaşının tam ortasında. Kime anlatılır bu acı, Nisan ayının son haftasında. Bu içtiğim zehir mi?

Halının desenlerine karışıyor gülüşlerim. Nolur affet baba, beni böyle üzeceklerini ben bilemedim. Tüm perdeleri kapattım, camı çerçeveyi indirdim. Yine de bilemedim.

Yollar hep bitiyor. Oysa ben. Oysa sen. Kesik kesik çizgilere mi benzeyecekti öykümüz? Ne garip. Bir fil oturmuş evimin koridorunda. Ağlıyor. Ağladıkça, ölüme bir adım. Bir fil neden evimin koridorunda oturuyor? Tüm bunları bir yana bırakmak lazım. Çocuk değil ki anneme bırakayım hafta sonu kalsın. Bunları sana anlatmam lazım. Rezil ettin kendini. Bunları sana anlatmam lazım. Tuğlası eksik kalmış ev gibiyim. Bir yana eğilmiş, beklemekteyim. Devrilsem gülecekler. Devrilmesem bu yük beni ev olmaktan çıkaracak. Öylece duruyorum. Sana ev olduğum günleri düşünüp, öylece duruyorum. O tuğlayı sen eksiltmemişsin gibi. Sanki her şey -dili geçmişte yara olup kalmamış gibi.

Yatağın altına saklanıyorum. Senden değil onlardan kaçıyorum. Yanlış yapıyorum. Biliyorum. Senden kaçmam gerekiyor ama yapamıyorum. Eski dost nasıl düşman olmaz? Akıl erdiremiyorum. Olanlarla olmayanlar arasında volta atıyorum. Yorulduğuma değsen keşke.

Nabzım atıyor. Nefes alıyorum. Bunlar yaşadığıma işaret değil. Olmamalı. Yaşamak bu değil abiler diye bağırmak isterken, kendimi son anda tutuyorum. Kendime sarılıyorum. Mümkün olsa kendimi yanaklarımdan öperdim. Geçti derdim, geçti, ben buradayım. Mümkün olsaydı.

Bir şiiri yarım bırakmanın hüznü var hep içimde. Nefretten duvarlar ördüm bu evin her yerine. Yeni odalar var. İmar izni olmadan, yeni odalar var. Belediye duysa canımıza okur. Belediye duysa tüm evi başımıza yıkar. Ama zaten yıkılmadı mı? Zaten yıkmadın mı? Kime, neyi soruyorum. Laf işte.

Benim kötü yanım sensin. Bak bu cümle kalbini ateşe versin. Benim, kötü, yanım, sensin. Tüm çiçekleri ezen, tüm baharı ellerinle kirleten; yavru bir köpeği sokağa terk edensin. Aynaya baktığında ne görüyorsun? Bunlar bana gösterdiklerin.

Ellerim ceplerimde sokağın sonuna varıyorum. İstilaya uğrayan kalbimi senden,ondan; sizden kurtarıyorum.

Yaşıyorum.

Bir Cevap Yazın