Varlığın Portresi

Zaman kesilir, yere düşüp dağılır anlar ve parçalanır anılar.

Hayaller yapıştırılır rüyalara, tutturulur mandallarla iç sancıların karanlık iplerine,

Yıldızlarda kurutulur ruh içinin çalkantıları ve fay hatları üzerindeki sarsıntıları.

Bir çalıya, takıldığında tedirgin ayaklar, çalı dikenleri batar halhal kondurulmuş bileklere.

Yırtılır tenler derince, kanları dökülür güneşe, serpilir iplere ve serilir kuruması için en gölgeye.

Raptiyeler batırılır kalbin en hassas dokularına, çıkarılamaz içinden dikenli ve paslı tutmuş yaralar.

Direnilmez acıya, direnilmez ki güçlü kalınsın, kabul görülür kalpteki tüm ruhsal ağrılar.

 

Kıvrak ve kemirgen gece, dansıyla büyüler ruhları, bir çuval gibi örtünür üzerine karanlığını…

Simsiyah bir örtünün içinde kara düşlerin serinliğinde, geçer bir hayalet gibi içinden.

Çok bekletilen hayallerin küf tuttuğu mekânlarda, hızla kendini tavaf eden pervanenin kanatları keser böcekleri.

İkiye bölünerek paraşüt yavaşlığında yerçekimine karşı koyarak yere doğru ilerler tüm böceksiler.

Eşlik eder bu dansa karnavala katılır gibi figürlerle ve neşeyle gelen yeşil ve cılız çekirgeler.

Halı desenlerinin yerini hayvan desenleri alır pürüzlü zeminlerde ve perili köşklerde.

Bu desenler kazınır ölü zihinlerin silgi değmeyecek, tutkal görmeyecek köşelerine.

İbret alası gelir kedilerin, böceklerin büyüleyici dansından ve çekirgelerin ritmik figürlerinden.

 

Sıkılgan ruhlar dikiş tutturamaz olur, hoyrat günlerin içinden geçip giden bir dikiş makinesi gibi, bir saatin dakikliği ve tik tak’liğiyle ilerlediğinde yollarda.

Panolarına notlar ve sırlar tutturulur, yazanının belli olmadığı, saklanan ve anonim.

Seyircisi çok olur, seyredeni yok olur, hep seyrine dalınır, bir kırsal gösterimin.

Kimliği belirsiz kimseler yoklarken ruhu, varlık ve yokluk sorgulanır tende ve tinde.

İdam sehpasına çıkartılıp asılmak istenir geçmişler, önceden verilmiş kati hükümlerle.

Ateşin kül haline getirmesi benliği ve karanlığın himayesi altına alması ruhu, arzulanır.

Geceden çekinmeyen savaşçı bir yancı var olur, ışıkları örttüğü iddia edilen ve belirtilen.

Dünyadan korkmayan, gündüze düşman olan ışık örtücüyle dost olunur, gecenin içinde.

Kederin ıslak sığınağında, pandomim sessizliğinde içsel ve düşsel acılarla epey kıvranılır.

Yenilgiler ortaya koyulduğunda kıyamda acılara denk gelinir, siciller bozulur, kayıtlar silinir ve insan boşlukta asılı kalır.

 

“Gerçek, kurmacadan daha tuhaftır.”

Bir Cevap Yazın