UÇUN!

Neden koşmuyorsunuz? Birçok insanın ritmi farklı farklıdır. Kimisi adım adım, kimisi koşar adım.. Kimin istediği hedefe varacağını bilmemiz mümkün değildir. Herkesin enerji boyutları farklıdır bunu biliriz. Siz hedeflerinize adım adım ilerlerseniz, sizden daha hızlı ritimle adımlayan kişiler sizden önce o yolları deneyimler. Bir metro hayal edin. Sayısız durağı olan bir metro.. Siz başlangıç noktasındasınız ve durakları deneyimleyemediniz. Ancak sizden önce yol alan kişiler aktarma yapmaya bile başlamış olabilir. Bu onların sizden daha zeki olduğu anlamına gelmez. Sadece sizden daha fazla durak görmüş ve yeni durakları keşfetmede daha şanslı olduğunu gösterir. Peki sizin de yeni duraklara varmanız için adımlarınızı daha da hızlandırmanız gerekmez mi? Bahaneleriniz , konforunuzdan vazgeçmeyişiniz , bitmek bilmez özensizliğiniz sizce de yetmedi mi? Size sadece metro duraklarından söz etmiyorum yaşamın duraklarının ta kendisinden söz ediyorum.

Dünya her zaman güneşli ve cıvıltılı bir yer değildir. Dünya zorluklarla dolu bir yerdir. Siz ne kadar kendinizi özel hissetseniz de dünya sizi öyle görmez. Kimsenin gelip sizi kurtarmasını beklemeyin. Siz izin verdiğiniz sürece aynı bulunduğunuz noktada takılıp kalacaksınız. İnsanlar bile size yardım için adım atabilirken yaşam bunu size yapmaz. İnsanlardan daha sert bir şeyden söz ediyorum. Önemli olan kimsenin size yardım etmesi değildir. Bunu görmemiz gerekiyor. Önemli olan hiçbir destek olmamasına rağmen yaşama karışalabilmenizdir. Tüm sıkıntılara zorluklara rağmen ilerleyebilmenizdir. Bu şekilde yaşamın duraklarını atlayabilirsiniz.

Mutluluk geçicidir, acı da öyle.. Mutluluk bir saniye, bir dakika, bir saat sürebilir.. Acı da öyle.. Ancak her ikisi de sonu olan şeyler. Bir mutluluğun yerini başka bir mutluluk, bir acının yerini başka bir acı alacaktır. Eğer ilerlemekten vazgeçerseniz yeni mutlulukları görmeyip o mutluluğun anlamını yitirmesini seyredeceksiniz ya da o acıyı sonsuza dek yaşayacaksınız.

An’ı çok iyi okumak gerekiyor. Bir maraton düşünün. Günlerce aylarca hazırlanan koşucuları düşünün. Yarış günü biri sadece tırnak boyu farkla hedefine ulaşıyor. Biri tırnak boyu kadar kaybederken biri tırnak boyu kadar kazanıyor. O tırnak boyu kadar zamanın ne kadar değerli olduğundan söz ediyorum. Maratona çıkmak istemeyenlerde tırnağını kesip yaşamına son veriyor zaten. Yaşama bir şey katmadan kendi yaşamına son verenin bakteri kadar bile önemi yoktur. Ancak yaşama bir şeyler katarak bu yolu seçenler için ise bizler her birimiz suçluyuz. Atamadığımız adımlar kadar suçlu.. Acaba tırnak boyu kadar hedeflerimize yaklaşmayı kimler deneyimleyecek ?Bir hayalimiz varsa onu korumamız gerek. insanlar yürümediğinde bizim de  yürüyemeceğimizi söylerler. Adım atmadan bunu nasıl anlayacağız?

Eğer bir şeyi istiyorsanız almalısınız! Hata yapmak konusundaki korkularınız neden? Tıpkı laboratuvardaki deneyler gibidir yaşam. Yanlışı yapmadan doğruyu bulmak mümkün değildir. Her zaman doğruyu bulamazsınız. Yeni yollar keşfedeceğinize inanmalısınız.

Hep hedeflerinize ulaşmak istersiniz. Ama sadece istersiniz. Eğlenirken ve uyurken bu aklınıza gelmez. Hedeflerinize ulaşmayı eğlenmek istediğiniz kadar, uyumak istediğiniz kadar istemiyorsunuz. Bunun nedenini biliyor musunuz? Bunun nedeni korkularınızın , gücünüzden daha fazla olmasıdır. En derine inmeli ve sorgulamalısınız. Kim olmak istiyorsunuz ? Sizi neyin mutlu ettiğini 70 yaşında bulmayı kimse ister ki.. Kimin ne dediğini umursamayın, kimin hayallerinize güldüğüne bakmayın. Ne kadar çılgın olursa olsun bunu siz istiyorsunuz.  Bir tercih yapın ama bu tercihi kendi isteğiniz yönünde seçmenizi öneriyorum. Sadece karar verin. Ne olacağınıza, kim olacağınıza, ne yapacağınıza siz karar verin. Sadece karar verin. Neden bunu yapamayasınız? Önemli olan geçirdiğiniz sıkıntılı süreç değil. Önemli olan tüm bu süreçlere rağmen ilerleye bilmenizdir.

Yürüyün!!!!!!!!!!!!!!

Yürüyün ve asla vazgeçmeyin!!!!

İlerleyin!!!!!!!!!!!!!!

Durduğunuz noktada birçok şeyi kaybedebilirsiniz. Ancak adım atarsanız istediğiniz yaşam için savaşırsınız. Bu hapsedici alandan yürüyerek uzaklaşabilirsiniz. Her seferinde bir adım atarak. Her adımınızda bu zindandan çıkmanız mümkün. Adımlarınız ne kadar ağır olursa olsun. Enerjinizden kaybedeceksiniz ama bunu kendi isteklerinize ulaşmak için feda edeceksiniz. Enerjinizi hedefiniz için feda edeceksiniz..

Sizler ilerleyememekten yakınıyorsunuz. Çünkü yorulduğunuzda pes ediyorsunuz. Fiziğiniz iyi değil. Çünkü hiç fizik çalışmadınız. Şarkı söyleyemiyorsunuz çünkü hiç bağıra bağıra söylemeyi denemediniz. Hepiniz yeteneklisiniz. Hepiniz fizik anlayabilir, hepiniz şarkı söyleyebilirsiniz. Bu yeteneğinizi sadece çalışarak ve emek vererek geliştirebilirsiniz. Eğer bu yaşamda bencilce yaşıyorsanız, boşuna yaşıyorsunuz. İhtiyacı olana yardım etmelisiniz. Pes etmek için ağlamayın adım atmak için, yürümek için, koşmak ve uçmak için ağlayın..

Tüm o sıkıntılarınızın karşılığını almak için yürüyün. Eğer hedefinizi biliyorsanız ayağa kalkın ve yürümeye başlayın. Hedefini oluşturmayanlar ise hedef belirlemek için adım atmalılar. Çünkü hedefiniz yoksa olduğunuz yerde ölmekten başka bir işe yaramazsınız ve bana kızmayın ama oksijen israfısınız. Hedeflerinize ulaşamadığınız için kimseyi suçlayamazsınız. Bu kadar korkak olmayın. Her adım yeni bir başlangıç.. Her an yeni bir an.. Öyleyse koşmaya başlayın. Hemen şimdi!!!! Cesaretli olun.. Cesaret mutluluk veriyor. Cesaret size sizi armağan ediyor. Şimdi ne yapacaksınız?

Sınırlarınızı kaldırın, sınırlar korkularınızdır.. Korkularınızı aşın.. Korku sadece bir illüzyondur. Bunun farkına varın!

Bibliyografya: Hedgehog Productions Present- Ayağa Kalk ve Asla Pes Etme

 

 

Bir Cevap Yazın