Tren Garı Güncesi

Gardayım. Ellerimde çiçekler kapısında sırılsıklam olmayı dilerdim ama ellerimde valizler, tren garındayım. Gidiyorum, paniksiz, telaşsız, tereddütsüz ve bekleyişsiz. Kimseyi beklemiyorum beni uğurlasın diye yeterince kalabalığım zaten, içimde bir kavmi taşıyorum, kavmimden habersiz göç ediyorum. Göçebe hayatıma son vermek diliyorum, yerleşkelerimi ararken.  İkinci bir kavimler göçü yaratacağım, engebe ve sarp kayalıklardan geçerek kentin göbeğine konacağım. Gecenin ışıkları ben olacağım, geceyi aydınlatan, ateş böceklerine eşlik eden ben olacağım. Gece lambalarının kökünü kurutacağım. Yıldızlar neyinize yetmedi a gafiller, ‘gecenin örtüsü örtemedi mi size!’ diye veryansın edeceğim. Ama şimdilik susuyorum.

Gardayım, kimleri uğurluyorum bilmiyorum, giden bensem, kalan kim? Kalan bensem giden kim? Ya ikisi de bensem? O daha beter. İnsan kendinden kendini uğurlayabilir mi? Soru bensem cevap da evet oluyor. Çünkü kendime her şeyi mümkün kıldım. Acımasız bir kıyımda kendimi dilim dilim kıydım. Canıma kıydım. Kastettiler canıma, varlığım varlığınıza armağan olsun dedim. Dememeliymişim. Dememek gerekiyormuş, geç öğrendim. Acı tecrübeler sonucunda kendime ulaşabildim.

Gardayım. Aslında zarardayım. Sanılmasın kardayım. Kendimi eksilterek gidiyorum. Azalttım tüm eşyalarımı, giysilerimin yarısını burada bıraktım, alan alsın. Birazı da üzerimde, aynı acım gibi… Boş valizlerle gidiyorum, içimde tonlarca acı, gam ve melankoliyle. “Bunca yaşanmışlığı ne ara biriktirdim ki ben?” diye soruyorum kendime şaşkın şaşkın, o da bilmiyormuş ne halt ettiğini. Aferin diyorum kendime, sen daha fazlasına layıksın, aferin.

Gardayım, x-ray cihazlarından geçiyorum. Ama aslında kendimden geçiyorum. Ben geçiyorum, “dıtt dıtt” diye ötüyor makine, haklısın diyorum kolay değil kendinden geçmek, geçsem ötmezdi. Ne sıratlardan geçtim, bir suratta takıldım kaldım. Öter tabi makine de öter, bülbül de. Gecenin içindeki baykuş da öter hatta karga da. Hepsi öter, bir ben susup kaldım. Bir ben böyle yavan susuz kaldım. “Kervanı da kaçırdık treni de. Keçileri kaçırıp da aklımızı yitiremedik, deliremedik.” diyorum. Gülüyor güvenlik görevlisi. Sonra geçmemi söylüyor kafasını sallayarak. Eh o da haklı kaç milyon insan geçmiştir önünden kim bilir. Kolay değil insancıklarla uğraşmak biliyorum. Her şeyi bir kenara bırakıp, geçip gidiyorum, giden yolcu, kalan hancı. Haa doğru ya ben hem yolcuydum hem hancı. Ama geçip gitmiyor içimdeki sancı, o daim hancı.

Gardayım, köşe kapmaca oynuyorum, bir o köşede bir bu köşede. İnsanları seyrediyorum, insanlar sarılıyor birbirine, ne tuhaf diyorum, birbirine kavuşan insanlarda birbirine sarılıyor. Birbirinden ayrılan insanlarda birbirine sarılıyor. Demek ki bu sarılmanın insanları birleştirici ortak bir noktası var. Demek ki sarılmak her durumda ve her şartta geçerli… Aynı sevgi gibi… Ben kendime bakıyorum, diyorum ki: “ben kendi kendime sarılsam beni trene değil Bakırköy Tımarhanesi’ne giden dolmuşa bindirirler.” Hemen vazgeçiyorum, deliliğimi gizli tutmaya karar veriyorum. Hem daha kente gidip gece lambalarını protesto edip ateş böcekleriyle ortaklaşa çalışacağım, bu amacımı gerçekleştirebilmek için bazı şeyleri saklamam gerektiğini düşünüyorum, deliliğim gibi.

Gardayım, birazdan tren kalkacak. Yerime oturuyorum. Cam kenarı benim yerimmiş, yanıma yaşlı bir teyze oturuyor. Ben gökyüzünü seyretmek istiyorum, teyze benle muhabbet etmek istiyor. “Nasılsın yavrum, nerelisin yavrum, okuyor musun burada, ne olacaksın okul bitince?, nerede kalıyorsun bu yaban ellerde?, ah yavrum sizin işinizde zor, Allah zihin açıklığı versin yavrum, işiniz gücünüz rast girsin benim de torunum var aynı sen yaşlarda…” Yol boyunca niyetli teyze konuşmaya. Bense susmaya yeminliyim ya, yeminimi bozduruyor Tanrı. Teyzeye adabı muaşeret kuralları çerçevesinde yanıtlar veriyorum. Bir süre sonra hevesini almış olacak ki susuyor ve uykuya dalıyor. Ben de doğayı seyre dalıyorum. Oldum olası sevmişimdir bir trenin penceresinden yolları seyretmeyi. Doyasıya seyrediyorum. Bir süre sonra ben de yorulmuş olacağım ki, uykuya dalıyorum, bekleyin yıldızlar, bekleyin ateş böcekleri ben geliyorum!

Bir Cevap Yazın