Patch Adams

Hepimiz iyi birer ezberciyiz. Nereden geldik, nereye gidiyoruz diye sormadan yaşama tutunmaya ve yaşamı ezberlemeye çalışıyoruz. Alışkanlıklarımız vardır. Bunların bizim olduğunu düşünürüz. Alışkanlıklar cidden bizim midir?

Biz kim olmak istiyoruz? Önümüze sıralanan onca seçenekten birine bürünmekten başka ne yapıyoruz?

Fark yaratmak.. Önümüze sunulanın ötesini görmek ve o öteyi geçmek zor değil. İnsan zihnini sadece nöronlarla tanımlayamazsınız. Programlanmış tepkilerimiz, topluma uyum sağlama çabalarımıza karşın şartlandığımız her davranışın ötesine geçmemiz mümkün. Parametreleri değiştirmemiz mümkün..

İç huzur nedir? Öz saygı nedir? Belki de bir şeye karar verdiğimiz zaman yapabilmenin, başarabilmenin tanımıdır. Bizim istediğimiz, bizim ötemiz.. Yürürüz.. Bize çizilen sınırlar içinde.. Nereye varacağımızı bilmeden yürürüz. Ancak kabuklarımızın dışına çıkamazsak bir çemberin içinde dönüp durduğumuzu göremeyiz.

Dehalık Sendromu. Bu tanıma bakıldığında gayet havalı görünüyor. Ama insan zihninin derinliklerini kurcalamak her zaman havalı bir iş değildir. Buna ulaşabilmek için uyum kaygımızdan ve tembelliklerimizden kurtulmamız gerekir. Yenilenen her an için, yenilenen her gün ve yenilenen bir dünya için..

Bağ kurmak.. Çaba ve emek gerektiren bir süreçtir. Vazgeçmek kolaydır. Ancak yeniden başlamak için hiçbir zaman geç değildir. Sinir bozukluğu, yorgun düşmek, uyumak insanın doğasında vardır. Hata yapmak ta öyle. Sınırlarımızın ötesiyle bağ kurmakta öyle.. Susturmadan, dinleyerek, anlayarak kendi iç doğamıza yolculuk etmek mümkün.

Endorfin salgılamayı artırıp, damarları gevşetip, kalp atışını hızlandırıp, kan basıncını düşürmenin sadece ilaçlarla olmadığını gösteriyor bize Patch Adams.. Gülebilmenin kardiyovasküler sistemi olumlu etkileyip, bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirdiğini öğretiyor.. Sevginin dünyayı kurtabilmemiz için  bir anahtar olduğunu söylüyor. Patch, yaşayan kimsenin savaş kelimesinin anlamını bilmemesini istiyor. Suçtan ve adaletsizlikten arınmış bir dünya.. Paraya ve güce tapılmayan bir yer..

Sevgi için yaşamış ve bunu yaşam tarzı haline getirmiş Patch. Kendi yaşamına son vermek isteyen ama ölmek yerine devrim yapabilirim diyerek bir palyaço olarak hiyerarşiye karşı duruşun bir sembolü haline gelmiştir. O komik bir doktor değil, kapitalizmi eleştiren bir doktor. Sevebilen bir insanın ruhunu taşımanın ne kadar iyileştirici bir güç olduğunu gösteren bir doktor.

Kirli su, kirli hava, yok olmuş çevre, her gün açlıktan ölen çocukların değil de futbolun, saçın, ayakkabıların ilgi çekici olduğu bu dünyaya, içindeki ve dışındaki tüm renkleriyle başkaldırıyor. Önemli bir soru soruyor. Nasıl değişebilir? Nasıl değiştirebiliriz? Eğer sevebilen bireylere dönüşmezsek insanın kurtuluşu için hiç umut yok diyor.

1998 yılında Tom Shadyac’ın yönetmenliğinde ve Robin Williams’in oyunculuğuyla gösterime giren bu filmi izlemeyen varsa hala geç değil 🙂

Ağırlaşan ayaklarımızı hızlandırmanın, uyuyan zihnimizi uyandırmanın ve bir elimizde beş parmaktan daha ötesi olduğunu görebilmenin vakti.. Kendimizle ve bize ihtiyacı olan herkesle bağ kurma vakti.. Kendinize küsmeyin, kendinizi öldürmeye kalkmayın, onun yerine devrim yapın! Patch Adams gibi.. İzleyiniz…

 

 

 

 

1 Yorum

Yorumlarınızı duymak isteriz...