NEFRET SÖYLEMİ

Nasıl birine dönüştüğünü fark etmediğin zamanlar oluyor. Bugün kahvemin son yudumunda tanıdım kendimi. Bir kapıyı kapatıp diğerini açmama rahatlığımdan bahsetmiyorum bile. Kapanan tüm kapıların ardında gülümsüyorum. Nitekim siz de öyle yapmalısınız. Üzülen biriyle üzüldüğünüz vakit, hikayenin sonunda en çok üzülen bir anda siz oluyorsunuz. Sonra gelsin ahlar gitsin vahlar. İnsanların nankör olduğunu gördüğümüz noktada gözlerinizi kapatmayın. Mümkünse tüm dikkatinizi oraya bırakın. Orası zarardan döneceğimiz yer.

Okuduğu kitaplarda satır altlarını çizenlerden değilim. Ayrı bir kağıda not alıp gülümseyenlerdenim. Bu tavrı şimdi sevdiklerinize de yaptığınızı düşünün. Kalplerinde çizikler yerine, gülüşünüzü ayırdığınızı düşünün. Sadece düşünün. Ne kadar mükemmel bir detay olacağını, gerçek sevginin ne olduğunu bir an için tanımayı deneyin. Bir şeyler güzelleşecekse, böyle güzelleşecek. Ama insan kötüye de evrilir. Bunu unutmayın. Ben evrildim. Oysa yaş da değildim. Yıllanmış bir ağaçtım. Beni tam belimden kestiler. Sesim çıkmadı ama çok bahar eksildi dallarımdan. Bir hikayem var elbette. Yaşanması mümkün olmayanlarıyla hem de. Tanıma ne kadar da uymuyor. Tanıma ne kadar da uymadın..
Bugün iki kere adın geçti yok yere. ‘Sen bu değilsin’ cümlelerine rağmen, ben buyum diye bağırdın mı sen hiç? Sakın susma, bağır. Neysen o ol. Onlara rağmen. Ben bağırdım. Ben buyum! Dedim. Bu değildim, ben artık buyum. Kör bir balıkçının gördüğü cinayete benziyor yaşadıklarım. Kime, neyi anlattığımı bile bilmiyorum. Sadece sustuğum her anın acısını çıkarırcasına konuşuyorum. Bana bunu yaptın.

Bir hafta sürdü. Aslında bakarsan bir gün belki de bir an’dı. Baktığın pencereye göre değişiyor her şey. Ve seninkinin çamur içinde olduğuna eminim. Ben daha fazla konuşmak, haykırmak, varlığımı sana harcamak istemiyorum. Ne değişecek dediğini duyar gibiyim. Çok şey değişecek diyorum sana buralardan. Ben ne çok ne de azım. Herkese ve her şeye yetecek kadarım. Eksiğim kalmadı. Çok şey değişecek ve bütün sorumluluğu üstüme alacağım. Kaybedecek hiçbir şeyimin olmadığı yerdeyim, anlayacağın, anlayacağınız, zarardan döneceğim yeri çoktan kaçırdım. En çok bu yüzden, en çok bunu bildiğimden, aldığım zararı fazlasıyla vereceğim.
Varlığım yokluğunu her yerden defediyor. Bu kovduğum kaçıncı hayalet bilmiyorum. Üstelik korkmuyorum. Ne senden ne başka birinden. Ne de şu kapıdan.

Nasıl birine dönüştüğünüze fark etmek istemeyeceğiniz zamanlar olacak. Fark edin. Bunu siz yaptınız diye de haykırın olan nefesinizle. Bu sizin hikayeniz, bu benim hikayem, omzumda bıraktığın nefretle geliyorum. Boşuna kapıları kilitleme.

Bu hikayenin sonu benim elimde.

Bir Cevap Yazın