İç Sesin Öyküsü

Bulutların üstünde ve yerin bin kat altında;
İçsel kölelerim ve ben.
Burnumda bulut; yeşil ve özgür.
Başını dik tut! Bakma buraya! Kaç! Diyor biri.
Bu ses nereden?

Burnumda okaliptus ağacı; kahve, yeşil ve özgür.
Sen ona bak! Durma! Diyor biri.
Bu ses kimin?

Yavaş, yılışık ve yapışık;
Dosta düşmana korku salan bir fenalık.
Gözleri dönmüş bir kalabalık.
Burnumda gökyüzü; serin, ferah ve derin.
Bir kanat takıp uç sen! Diyor biri.
Bu ses niye?

Zayıflamış ama kopmamış bağlar.
Ve hep kapı dışarı edilmiş özgürlük.
Özgürlükten neden korktunuz?
Mert ilişkilerden?
İçimizde, önümüzde, ardımızda
Örülmemiş de sanki bize karşı bilenmiş ağlar.

Burnumda biraz kaçış;
Okaliptik bir kokuya bürünmüş,
Sanki kendini öyle imgelemiş.
Burnumda hep bir arayış; yeşil ve özgür.
Aranmış, kendi kaşınmış, yola yazgılanmış.
-N’apsın-
Burnumda biraz terkediş; ferah ve derin.
Kendini öyle hissetmiş ve öyle demiş kendine.
-N’apsın-

Bir hikaye. Bu hikaye.
Belki hiç başlamamış,
Yine de hiç bitmemiş.
Belki kimilerine,
Yine de kimilerine…
Bir ses, hep seslenmiş durmuş.
-N’apsın-

Bir Cevap Yazın