Gelecek Yaşanmış Olabilir Mi?

Bana ayıracak zamanınız var mı? Saatinizden bahsetmiyorum zamanınızdan söz ediyorum.

Şimdi nedir? Herkesin şimdisi birbirine paralel midir? Peki uzayda daha hızlı hareket edersek şimdi kavramımız değişir mi? Geçmiş ve gelecek algısı nedir? Geçirdiğimiz saatler zamanımızın ne kadarını tüketiyor olabilir? Şimdi ne diyorsun sen diyenleri duyuyorum. Vaktin nakit olduğunu söylemiş atalarımız. Acaba burada neyi anlatmak istemişler. Emeğin zamanla doğru orantılı aktığını mı? Küçük Prens masalında da “Bir şeyi senin için değerli kılan ona harcadığın zamandır” denmesi.. Zaman öldürülmesi deyimi nedir? Zaman ölebilir miydi? Ya da zaman yaşıyor mu? Nasıl harcanıyor? Nasıl tükeniyor? Nasıl ölüyordu? Kiminizin öldürmekten kastın zamanın harcanması olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim. Zaman bir anın diğer ana geçişi değil midir? Peki zamanın tasarrufu ne demek oluyor? Zamanımızdan tasarruf etmeye çalıştıkça anlarımızdan kaybetmiyor muyuz? Asıl harcanan zaman değil de anlarımız olmasın? Peki zaman kazanmak ne demek? Hayal kurmak geleceğe, özlemek ise geçmişe yapılan bir yolculuk olabilir mi? Bu gibi soruları çoğaltabiliriz.

Zamanın tanımı yapılırken ne sağa ne sola ne de geriye doğrudur. Hep ileriye doğru akar denilir ve hiç durmadan akan bir nehre benzetilir. Ancak Newton’la Einstein’ın bu konuda bakış açılarının aynı olmadığını söylemeliyim. Zamanın tasarımını yapmak kim bilir ne zorluydu ve onu bir kalıba sokmak.. Yıllarca süren çalışmaların ardından kolunuza takılacak kadar kalıplaşmasından bahsediyorum. Zamanı bir forma sokmak günlük tik taklardan başlayıp saniyelik tik taklara geçişinden söz ediyorum. Hatta saliselere.. Onu bu kadar somut hale getirebilmek için dünyanın hem kendi etrafında, hem güneşin etrafında dönüşünü not etmişiz. İster Sezyum atomu  9,192,631,770 defa tik tak yaptığında bizim bir saniyemiz dolsun.. İster saatler ne kadar doğruyu gösterirse göstersin yine de zamanı somutlaştıramayacağımızı bilmelisiniz. Saatler bize saatin kaç olduğunu gösterebiliyor iken bize zamanın ne olduğunu söyleyemiyor.

Kısaca söz edecek olursak zamanın herkes için aynı olduğunu söyleyen Newton’a karşılık, Einstein zamanın herkes için göreceli bir kavram olduğunu ve zamanda yolculuk yapabilmenin mümkün olduğunu söylemektedir. Einstein; ”Zaman kişiye özeldir ve evrensel değildir” der. Ona göre zaman yoktu zamanlar vardı. Einstein uzay ve zaman arasında önemli bir bağlantı olduğunu söyledi. Örneğin; düz bir yolda x hızıyla hareket ederken tam bu anda yönünü biraz kaydırıp aynı hızla doğuya doğru gidersen, düz yoldaki hareketin yana doğru yöneldiğin hareketten daha azdır der. Bunun nedeni  düz yolda yaptığın hareketin bir kısmını doğuya yönlendirmiş olman.. Yani kaydığın yönle hareketini paylaşıyor olman. Einstein uzay zaman arasındaki ilişkinin aynı bu yönlerle ilişkili olduğunu söyledi.

Mesela bir yerde oturduğunuzu düşünün ve size doğru yürüyen birini hayal edin. Siz, size yaklaşan kişiye hareket etmiyor gözükürsünüz ancak hareket ediyorsunuzdur. Uzayda hareket etmeseniz de zamanda hareket ediyorsunuz. Hareket etmediğiniz sürece tüm hareketiniz zamandadır. Size doğru yürüyen kişi durduğunda zaman sizin için biraz daha yavaş size doğru yürümeye başladığında ise daha hızlı akacaktır. Size bunu hissettiren şey zaman içinde yapmış olduğunuz hareketin uzaya doğru kaymış olmasıdır. Yani uzayda yapılan hareket zamanın geçişini etkiler. Hareket eden her kişi için zaman daha hızlı akıyordur..

1971 yılında bilim insanları atom saatini alıp jet uçaklarıyla dünyanın etrafında bir yolculuğa çıktı. Daha sonra uçaktaki saat yerdeki ile karşılaştırıldı. İkisi arasındaki fark saniyenin birkaç milyarda biriydi ama fark vardı. Bu da Einstein’ın teorisini doğruluyordu.. Einstein uzay ve zaman kavramlarını uzay-zamanı olarak dört boyutlu bir yapıda birleştirdi. Peki zamandaki her anları uzaydaki her anları görebilir miydik? Zaman anlardan meydana geliyor.. Her olay anların birbiri ardında olması.. Evrendeki her şeyin fotoğrafını çekersek olan olayları görebilir miydik? 14 milyar yıl önce evrenimizde büyük patlama oluşmasından, Samanyolu galaksisindeki yıldızların oluşmasına, dinozorların zamanına ve bugün dünyada meydana gelen olaylara kadar geçen zamanın fotoğraflarından bahsediyorum..

Zamanın ilk oluşumuna doğru yola çıkarsak büyük patlamanın tam başlangıç noktasına gitmemiz gerekir. Evet zaman tam da burada başlıyor. Evrendeki her şey düzenden düzensizliğe doğru evriliyor. Büyük patlamanın ilk noktasında bir düzen gittikçe düzensiz bir hal almaya başlıyor.. Tıpkı odaya sıktığınız parfüm,elinizden düşen bir cam bardağın parçalarının etrafa dağılması gibi. Bu dağınıklık zamanın geçişiyle artıyor. Eğer bir başlangıç varsa bir sonu da yok mudur bu düzensizliğin? Birçok fizikçilerin görüşüne göre evren genişledikçe galaksiler birbirinden uzaklaşacak, gezegenler birbirini göremeyecek, yıldızlardan uzaklaşacak ve bir karanlığın içinde olacağız. Kozmoza kara delikler hakim olacak. Sonra onlarda buharlaşacak ve uzayda dönüp dolaşan parçacıklardan başka bir şey kalmayacak. Sizce zaman bir gün tüm anlamını yitirecek mi? Atomların titreşiminden galaksilerin dönüşüne kadar her formül mevcut. Peki zamanın formülü?

Geçmiş geçmemiş, gelecekte yaşanmış olabilir mi? Bizim zaman algımız şimdiyle ilgili ise zamanın akışı bir illüzyon değil midir?

 

Bibliyografya: The Fabric Of The Cosmos Time Warp

Bir Cevap Yazın