Flu

Bir çay daha koy dedim. Sanki bir şey değişecekmiş gibi. Bir çay daha soğusun istedim. Geldiğim yolları hatırlamıyordum. Sorsaydı eğer kim olduğumu bir cevap verebilir miydim? Sanmıyorum. Öyle bir unutmak ki, gölgem bile küsmüş güneşe. Bilir misin böyle telaşlı ölmeleri? Bir serçe gibi. Aceleyle uçmaya benziyor. Bir çay daha koy diyorum. O soğurken ben ısınırım belki.

Yıldızlara olan merakım bitecek gibi değil. Şarkılar yarım, sanki biri nakaratları alıp da gitmiş. Bir şarkı var, mırıldanıyorum. Sözlerini kendimce tamamladığım saçma bir şarkı. Aptalca. Oraya gelmeyecek tüm sözcükler orada. Melodisine sarılıyorum. Hatırladığım kadarıyla yaşıyorum. Bir çay daha koy diyorum. Deminde ben kararayım, görmeyeyim ellerini. Belki attığım şekere ders olurcasına eririm.

Yan yana duran iki gemiyiz. Rotalarımız ayrı. Ama yan yana duruyoruz. Anlıyor musun? Çok su almamıza rağmen batmamayı beraber öğrendik. Demir aldığımız her limana inat, ayrılığa göğüs gerdik. Anlıyorsun. Denize attığımız her iyiliğin boynumuza dolanışına şahit oldu insanlar. Dibe çökmenin en naif halini gördük ama ses etmedik. Hani belki son bir imdat sireni, kurtarırdı seni beni. Bir çay daha koyuyorsun. Çay kaşığının bardağa vuruşu yankılanıyor zihnimde. Tüm ev susmuş bizi dinliyor. Buzdolabı dehşete düşmüş, tezgahın üstünde duran bıçak kendinden utanıyor. Cümleler boğazımda düğüm. Aldığın yudum tenimi yakıyor.

Mavi bir odanın ortasındayız. Gülüşün ömrümden çalıyor. Bir şiirin sonunda gibiyiz. Bak bu son bize ne çok yakışıyor. İzmaritte kalan nefes izine anlattığım onca acı, her şey tek tek önümüze diziliyor. Buradan dönüş yok. Vicdanın peşinden koşarak yetişeceğin bir otobüs değil. Buradan dönüş yok. Tek kelime dökülmedi dudaklarımdan. Yüzüme bakıyorsun. Baktığında rengi değişiyor duvarların. -Ee? diyorsun. Sanki duymak istediğinle söyleyeceğim tutmayacak gibi. Çay soğuyor. Ben yanıyorum.

-Ben ayrılmak istiyorum, diyorum birden. Az önce kurduğum cümle benim yanan evim. Bilmiyorsun. Bardağı usulca masaya bırakıyorsun. Masa tedirgin. Yokluğun şimdiden sinmiş her yere. Tanımıyorsun. Kalktın. Ceketini arıyorsun. Bilmiyorsun ki ceketin oturduğun sandalyede hep duracak. Buldun. Yine yüzüme bakıyorsun. Yüzüme böyle bakmasan keşke.
Kapı sesi.
Gittin.

Masayı deviriyorum. Üstünde acılarım. Masayı deviriyorum. Sandalyeye dokunmadım. Gidişinin üstünden tam altı sene geçmiş. Artık çay içmiyorum.

Bir çay daha koy nolursun. Seni affedemiyorum.

Bir Cevap Yazın