FAHRENHEIT 451

Okuyanlar kaybolmaz.. Eskisinden daha yalnız ve daha yabani hissetmez.. Tam tersi onca kalabalığın içinde kendini bulur insan.. Onca yangının içinde suyu bulur.. Acaba kaç insan bir piyano tuşu kadar var olabilmiştir bu hayatta.. Kaç kişi başkasının hikayelerini taşımıştır beyninde ve yüreğinde ?

Peki nasıl bir dünya istiyoruz?  Tek dil, tek renk mi? Altı binden fazla dilin yok edilip sadece tek dilin var olduğunu düşünün. İnsanlar ne kadar eşit olurdu? Sayısız lisanı tek bir lisan altında toplamak eşitlik miydi? Bu kaç kişiyi mutlu eder? Peki itfaiyelerin ateşi söndürmeyip tam tersi yakmak için bir yerden bir yere koşuşturduğunu hayal edin. Bu çok  karışık olmaz mıydı ?

İnsanın gerçeklerle yüzleşmesi ve bu gerçeklerden korkmaması mümkün mü?  Kitaplar ne için var? Bizi delirtmek için mi yoksa ne kadar aptal olabileceğimizi anımsattıkları için mi?

Ray Bradbury’in her ne kadar distopik olarak adlandırılsa da içinde umudu eksik etmediği kitabından uyarlanan film iki ayrı yönetmen tarafından çekildi.  Film her ne kadar totaliter rejime başkaldırı filmi olarak yorumlansa da özün de televizyona yapılan bir eleştiriydi. Televizyonun edebiyata olan ilginin azaltmasından yakındığı vakit yazmış bu kitabını Bradbury. Ve suçlunun baskı rejiminin değil insanın kendisi olduğunu ifade etmiştir.

Braddbury  bu kitabı yazdığı dönemde kitapların yanma derecesi ortalama 451 Fahrenheit’e tekabül ediyormuş. Günümüzde değişen dünyaya ve yeni çıkan kaliteli basımlara rağmen 2018 yapımı filmi de aynı isimle vizyona girdi.

Belki de hiç bilim kurgu değildi ve 1951 yılında yazdığı bu romanında geleceği anlatmıştı. Kaçımız kitapların tozunu yutabiliyor günümüzde. Kaçımız kitap kokusunun beyni ve yüreği yumuşattığını keşfedebiliyor?

İki ayrı yönetmenden iki ayrı film. Ama anlatmak istedikleri aynı.  François Truffaut’un yönetmenliğinde 1966 yılında yayınlanan ve Ramin Bahrani’nin yönetmenliğinde 2018 yılında vizyona giren iki ayrı Fahrenheit 451 filmi var. İkisini de kesinlikle izlemenizi ve kitabını mutlaka okumanızı öneriyorum. Her ne kadar kitabındaki tadı veremeseler de izlenmeye değer iki yönetmen olduğunu söylemeliyim.

Bakalım filmi izledikten sonra kimler bu yeryüzünde kendi kitabını bulabilecek ? İyi seyirler, iyi okumalar..

 

Bir Cevap Yazın