Düşsel Söylemler

Bir şeyler yazmalıydım ama gücüm yoktu. Elimle telefon arasındaki uzaklık yalnızca 4-5 cm idi. Ama sorsan o an aramızda dağlar vardı. O bir vaha ben çöl yolcusu. Telefonumu hiç önemsemezdim o güne kadar, varlığının kıymetini işte o an anlıyordum. Tanrının sistemi buydu çünkü kıymet bilinecekti. Bilinmezse bildirirdi. O gün de öyle olmuştu. 32 yerimden bıçaklanmıştım. Hep gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde görürdüm, cinnet geçiren gelin kayınvalidesini 68 yerinden bıçakladı, adam kendisini aldatan karısını vahşi bir şekilde öldürdü. E peki ben ne yapmıştım, hangi cehennemsel günahı işlemiştim de travmatik ve dramatik bir vaka haline gelmiştim. Galiba bir kazaya kurban gitmiştim. Aslında niyetim durun siz kardeşsiniz evlenemezsiniz demek falan da değildi. Yalnızca taraflar arasındaki kavgayı ayırmaya çalışan sokaktan geçen herhangi sıradan vatandaştan biriydim. Şiddetlenen ve baş edilemez bir katliamın ortasında kalakalmıştım bir anda. Olaylar beklenmedik bir şekilde gelişirken kaza geliyorum der mi demez mi bilinmez benim için geldiğini nereden bilecektim ki. Silahlar havada patlamaya başladığında etraf mayın tarlasından farksızdı. Üzerime ateşler yağarken şehrin üzerine dumanlar yükseliyordu. Bir anda mancınıktan fırlatılmış gibi yere çakıldım. Üzerimdeki tüm eşyalar telefonum, çantam, kulaklığım saçılmıştı etrafa. O an hareket etmek istedim. Telefonuma ulaşmak istedim. Birilerine bir şeyler yazmalıydım ama gücüm yoktu. Elimle telefon arasındaki uzaklık yalnızca 4-5 cm idi. Ama sorsan o an aramızda dağlar vardı. Birkaç kez uzattım elimi, tüm girişimlerim başarısızlıkla sonuçlandı. Olsundu denemiştim. Sonra tam karşımda iki çift ayak gördüm. Süpermen gelmişti. O an gelen kimdi bilmiyorum ama o benim kahramanımdı. Bir anda kolundaki mekanik cihazın düğmesine bastı ve tüm dumanlar bir hortum gibi uzaklaştı. Bana doğru yönelip ellerimi tuttuğunda çoktan helikopter gibi havalanmaya başlamıştık. Gittikçe yukarı çıkıyorduk, anladım ki uçuşa geçmiştik. Ama sonra yine aniden gelişen bir kaza, ben artık ona bela diyordum, bir kartal geçerken ellerime çarpmıştı ve bir anda ellerim bomboş yüreğimde bir sızı şarkısının fon müziği eşliğinde boşluktaydım, yere çakılacaktım biliyordum. Hızla inerken bir anda düştüm, gözlerimi açtığımda yatağımdaydım. Uyuyakalmıştım ve yatağımda sıçrayarak uyanmıştım, televizyon açık kalmıştı ve haberlerde bir çatışma gösteriyorlardı, düğün günü kız tarafı ile erkek tarafında arasında gerginlik çıkmıştı ve gerginlik giderek büyümüş kavga haline gelmişti, gayri ihtiyari kanalı değiştirmek istedim, değiştirdiğimde 90’lar konulu bir müzik programına denk geldim, Fatih Erkoç, ellerim bomboş şarkısı çalıyordu. Fatih Erkoç’un o hallerde olmasına sebep neydi bilinmez, ama ben yaşadıklarımın hala gerçek mi yoksa kötü bir kâbus mu olduğunu anlamaya çalışıyordum ellerim bomboş yüreğimde bir sızı şarkısının fon müziği eşliğinde…

Bir Cevap Yazın