ÇIKAR SOKAĞIN HİKAYESİ

Güneşli bir günün tam gündüzden akşama geçilen vakitlerinde, dinlenmek için uzandığım kanepede uyukluyorum. Kulağımda çocuk sesleri var, hepsi de tanıdığım sesler, mahallemizin çocukları…Gülümsüyorum… Hafif, tatlı bir esinti var… Rüzgarda çırpınan perdenin aralık kısmından yüzüme biraz güneş vuruyor ama hiç rahatsız olmuyorum…

Ansızın bir araç gürültüsü duyuluyor. Pek aşina olduğum bir araç sesine benzemiyor ama yattığım yerden uzanıp perdeyi biraz daha araladığımda yıkım araçlarını andırdığını görüyorum. Bir an aklımdan kötü şeyler geçiyor. Gözümün önünde sevdiğim bir yakınımızın evinin yıkıldığı vahim bir sahne görünüp kayboluyor. ‘Yıkım ekibi olabilir mi?’ diye düşünüp kendimi dışarı atıyorum. Çocuklar oyunlarını yarıda bırakıp hepsi bir yerde toplanmış meraklı gözlerle aracı inceliyorlar. Bizim mahalleden arkadaşlar da hemen aşağı inmiş benim gibi ne olup bittiğini anlamak niyetindeler.

Araç çıkmaz sokak duvarının önüne kadar yol alıyor ve gürültü kesiliyor. O sırada belediyeden olduklarını tahmin ettiğim birkaç kişinin talimatıyla yıkım aracı yeniden çalışmaya başlıyor…Ve işte o anda araç bizim meşhur çıkmaz sokak duvarına ilk darbeyi indirince durum anlaşılıyor. İçimi bir sevinç kaplıyor. İlk önce bunun sebebini anlayamıyorum ama darbeler arttıkça içim kıpır kıpır oluyor. Sonra etrafıma bakıyorum. Bu mahallede doğup büyümüş çocuklar, gençler hatta teyzeler hepsi toplanmış ve hepsinin yüzlerinin huzurla dolu olduğunu görüyorum. Duvar tamamıyla yıkıldığında mutluluğa, tam bir rahatlamaya dönüşecek bir huzur bu. İşte o an öyle bir dalıyorum ki sanki bütün çocukluğumu yeniden yaşıyorum…Küçükken bu duvarın arkasını merak ederdik. Sanki o duvar olmasa bambaşka bir hayatımız olacakmış gibi gelirdi bize. Halbuki farklı yollardan o duvarın arkasına geçmiştik birçok kez. Birkaç ağaç vardı sonrasında da eski püskü evler… Aklıma geldiği zaman güldüğüm, ‘çocukmuşuz işte’ dediğim bu çıkmazla ilgili düşüncelerimin meğerse herkesin içinde olduğunu görüyordum bugün…

 

Gittikçe artan toz dumana rağmen kalabalık beklemeye devam ediyordu ve sonunda araç görevini bitirip dönüş için hazırlığını yapıyordu. Ve araç tamamen gözden kaybolunca hep beraber bu tozlu, dumanlı, yıkılmış duvarımıza doğru ilerliyoruz…Ve ben ilk adımı atıyorum… Sonra arkadaşlarım da arkamdan geliyorlar…O kadar mutluyuz ki sebepsizce gülmeye başlıyoruz. Gülüşürken birden yerde duran birikintiyi görüyoruz ve gözlerimiz doluyor, aynı zamanda gülüşmelerimizde artıyor…

 

Çocukluğumuzun en değerli şeyleri; misketlerimiz, boru oyunu için sardığımız külahlarımız hatta birkaç küçük topaç, gazoz kapakları… Hepsi, hepsi orada toplanmış bizi bekliyorlar…

Bir Cevap Yazın