Terazi

 

Fark edersin. Ki fark etmek seni senden edecek yeni bir coğrafya bilgisi. Altını çizdiğin şiir mısralarına benzemeyecek kadar kibirli. Bir kaşık suda boğulan balık kadar öfkeli.

Derin bir nefes al şimdi.

Ağır adımlarla ilerliyorsun sokakta. Yağmur tependen çıldırmışcasına yağıyor. Ayakkabıların çoktan su aldı. Ama umrunda değil. Başını göğe çeviriyorsun, durma göğe bakalım diyen şaire selam edercesine, acı bir tebessüm yüzünde; başını göğe çeviriyorsun.

Nefesin buhar oluyor. Haykırmak istediğin bir şeyler var sanki. Ne yer ne de gök seni anlıyor. Sanki bir diş ağrısı. Gecenin bir vakti tutmuş. Ne uyutuyor ne uyanık kalmaya tahammül bırakıyor. Dünyada olmanın bir tarifi olsaydı şüphesiz diş ağrısı derdim. Burada yaşanan tam olarak bu. Ya kendini çekip ayıracaksın ya da yumruklana yumruklana uyuşacaksın. Ağzından kanlar gelecek, hayat sana zehir olacak; burası dünya diyeceksin, burası bundan fazlası değil. Alışıp da devam edeceksin. Veyahut bir ipe dolanıp gideceksin. Fakat kapı koluna değil tavana. Gülümse. İyileşeceksin.

Bir gün mutlaka.

Kimine göre ilerliyor kimine göre olduğun yerde sayıyorsun. Aslında baktıkları ve gördükleri hiçbir yerde değilsin. Birine göre öyle diğerine göre böylesin. Sahi beni aynada gördüğüm kadar tanıyabilir misin? Sanmam. Üzerinden uçaklar geçiyor. Yıldız kaydı sanıp sevindiğin o bir anlık boşlukta salla ayaklarını. Ciddiye almaya değmeyecek. Üzülmeye, haykırmaya; gülüp mutlu olmaya değmeyecek. Dengesi bozuk terazide tarttılar hayatını. Sonra dedin ki; benim dengem, dengesizliğim.

Soluklanmak için bir yere oturdun. Ayağının altından kayan gökyüzüydü. Delirdi diye gülüp geçtiler. Oysa yağmurun biriktirdiği suda vardı gökyüzü. Görmediğini yargılar, anlamadığını suçlar insanoğlu. Sonra bir haltmış gibi sıfatın birine sıkıştırmaya çalışır kişiliğini. Seni senden çalmayı kendine had görür. Hudut nedir bilmeden, öylece ezip geçer. Sonra omzuna samimiyetsiz bir dokunuş eşliğinde, geçecek der. Geçecek.

Kime güvenip kime inanırsın? Doğru musun yanlış mısın? Araba yoldan çıksın da kafamız biraz dağılsın.

Tüm seslerin birden bittiğini düşün şimdi. Öyle ki sessizlik ruhunu tırmalasın. Ne yapacaksın? Şimdi ne yapacaksın?

Ağır adımlarla ilerliyorsun sokakta. Umutlarını gökyüzüne asıp kurutmaya çalışıyorsun.

Kolların yetmiyor, biliyorsun.

Kendini yerden topluyorsun.

 

Derin bir nefes almasan da olur şimdi.

Bittiğini biliyorsun.

Yorumlarınızı duymak isteriz...